30 Mart 2016 Çarşamba

VODAFONE ARENA


Dünyanın her yerinde bizdeki gibi midir bilmiyorum ama Türk insanı olarak bizler duygusal yaklaşırız bazı konulara. Belki bir İngiliz futbol izleyicisi için futbol sadece futboldur ama bizde bu olgu, spordan ötedir. Türk insanı olmak bir yana Beşiktaşlı olmak daha öte bir kavramdır bizim için. Bir aşktır Beşiktaş. Onun evi de bizim evimizdir. Gittiğimizde kendimizi rahat hisseder, tüm sıkıntılarımızdan uzaklaşırız. Kaç nesil maç izlemiştir kim bilir eski İnönü Stadyumunda. Ne hüzünler ne mutluluklar yaşanmıştır. Dolmabahçe, Beşiktaş'ın evidir. Her ne kadar İnönü Stadyumu ömrünü doldurmuş ve hakkında yıkım kararı alınmış da olsa. O gün geldi çattı. Bir taraftan hüzünlendik evimiz yıkılıyor diye, bir taraftan da büyük heyecan duyduk yeni projenin ihtişamından ve büyüleyici güzelliğinden. Kolay değildi eski evden ayrılmak onca yaşanmışlıktan sonra ama tebdili mekanda ferahlık vardır değil mi? Kesinlikle öyle. İlk kazma vuruldu nihayet Dolmabahçe'de. Dozerler girdi o kadim sahanın içine. Törensel bir edayla yavaş, yavaş yıkmaya başladılar eski kadim mabedi. Biz çılgın Beşiktaşlılar da izlemeye başladık faaliyetleri. Kim uğraşır ki? Biz uğraşırız. İzin verseler şantiyede bile çalışırdık ama inşaat işi disiplin ister. Duygusallığa yer yoktur. Günler geçtikçe adım, adım alçaldı eski tribünler. Yerini moloz birikintilerine bıraktı. Yüzlerce kamyon geldi gitti. Toplayıp götürdüler mabedin kalıntılarını. Zamanla hiç iz kalmadı kara kartalın evinden geriye. Biz biliyorduk ya orada olduğunu. Hala canlandıra biliyorduk gözümüzün önünde o tribünleri. Sesler yankılanıyordu kulağımızda. Siyah, beyaz, şampiyon Beşiktaş. Kartal gol, gol, gol. 


Duygusal yaklaşıyoruz dedim ya olaylara, tribünlerin gidişi bizi üzdüyse de bir baktık ki eskiden ismi kapalı tribün olan yerden yeni bir tribün yükseliyor. Kaya gibi sağlam, yıllara meydan okuyacak teknoloji harikası bir yapı geliyor. Daha henüz yeni başladığından inşaat, gördük gözlerimizle ne detaylı bir işmiş bu. Projeyi çizenler en iyisini düşünmüş kara kartalım için. Vinçler döndükçe döndü. Kamyonlar geldi gitti. Projesine hayran kaldığımız yeni mabet hızla yükselmeye başladı. Tabi güzellikler bir türlü kendi başına yer alamıyor fani dünyada. Çirkin sesler de yükseldi aradan. Önce eskisini yıkamazlar dediler. Sonra bitmez bu inşaat dediler. Hiç iş yapmayanlar konuştular da konuştular. Biliyorlardı çünkü iş yapanların günü geldiğinde onları kabul etmeyeceğini. Dışında kalacaklardı tarihin. Onlara inat devam etti şantiye. İncecik detaylar itinayla işlendi. Bir rüya gerçek olacaktı. Tabi ilk aşamalarında görüntü bana da ürkütücü geliyordu. Öylesine büyük bir çalışma alanıydı ki bu, sanki çok uzun seneler bitmez gibi görünüyordu. Stadyumla ilgili reklamlar dönüyordu Beşiktaş TV'de. İnşaatta çalışan yetkililerden birisi 'Siz sadece yukarıda olanları görüyorsunuz. Alt tarafta görmediğiniz büyük bir çalışma var.' demişti. Doğru ya, bu artık yıkılan gibi sadece bir stadyum olmayacaktı. Kongre merkezinden alış veriş merkezine, Beşiktaş TV'den Beşiktaş müzesine yirmi dört saat yaşayan bir mekan olacaktı burası.


Uzun süren çalışmalar sonucu stadyumun iskeleti tamamlanıp üzerine oturacak tabletler yerleştirilmeye başlandı. Lego oyuncak parçaları gibi tek, tek yerleştirdi o tablaları vinçler. Sonuncu tabla yerleştirilinceye kadar her gün izledik çalışmaları gerek saha içi kameradan, gerekse resmi kanallarda paylaşılan fotoğraflardan. Stadyum nihayet ortaya çıkmıştı. Sanki bütün iş bitmiş gibi hissettik o dönemde ama asıl ince çalışmalar şimdi başlıyordu. Her detayıyla adeta bir mühendis gibi ilgileniyorduk hepimiz ama şu çatı meselesi hepimizin günlük derdi oldu çıktı bir ara. Orta bölümü halatlarla gerilip yukarıya çekilmeye başlandığında 'Yükseliyoruz' başlığı atıldı resmi sayfalarda. Biz de yükselmeye başladık çatıyla beraber. Ne heyecandı ama. Sonunda en tepeye yükseldi çatı. Onlarca halatın arasında havada duran bir konstrüksiyon. Peşinden aralarını örmeye başladılar o konstrüksiyonun. Şüphesiz diğer şehirlerde yapılan stadyum inşaatlarında uygulanandan daha modern bir çatıydı bu. Hafif, kullanışlı, estetik ve son teknoloji ürünü bir çatı. Diğer inşaatlardaki çelik konstrüksiyon mezarlığını gördükçe bizim stadımızın çatısı gelin duvağı gibi duruyordu adeta. Bu bile tek başına büyüledi bizi. 'Deli miyiz neyiz?' diye düşündüm bir ara. Deli değildik, aşıktık sadece. Çocukça bir aşktı bu işte. Kar yağdı. Fırtına oldu ama şantiye durmadı. Sayın Başkanımız Fikret Orman'ın dediği gibi geceleri ilerliyordu asıl şantiye. O soğuk havada delicesine çalışıyordu insanlar mabedi bitirmek için. Gündüz çevresi yoğun trafikle çevrili stadın inşaatına malzeme taşımak bile meseleydi. O yüzden gündüz bakıldığında stadyumda hiç çalışma yok gibi görünüyordu.


Dedim ya Türkiye'nin her yerinde stadyum şantiyeleri vardı diye. Peki neydi peki Beşiktaş'ın projesini böylesine heyecanlı kılan? Şüphesiz detaylarındaki estetikti. Eğer çatısı projedeki gibi olacaksa ülkenin en güzel stadyumu olacaktı burası. Tabi kara kartala aşkla bağlanmış olanların hepsi teknik bilgiye sahip değildi. Projenin bilgisayarda hazırlanmış üç boyutlu projelerinde çatı üzerine kaplanacak olan malzeme şeffaf görünüyordu. Herkes bundan büyülenmişti. Oysa çatı o şekilde uygulanmayacaktı. İç Mimarlık projelerini desteklemek üzere hazırlanan üç boyutlu görseller ve maketlerde, mekanı görmeyi engelleyen kısımlar şeffaf yapılırdı. Stadyumun çatısının montajı tamamlandığında ve üzerine gerilen malzeme beyaz renk olunca büyük bir kesim hayal kırıklığına uğramıştı. 'Hani çatı camdan olacaktı?' diye hayıflananlar bile oldu. Çok güldüm. Sevimli ve masum tepkilerdi bunlar. Kimse düşünmedi bu stadın üzeri şeffaf olursa gündüz maçında nasıl otururuz içeride diye. Dedim ya çok duygusal olduğumuz için oluyor bunlar. Konusu açılmışken. Böylesine geniş açıklıklar şeffaf olamaz. Olmamalı. Neyse efendim bu yoğun yorum ve sohbet trafiği arasında inşaat devam etti ve bir gün bir baktık ki saha içinde vinçler sökülmüş ve dışarıya çıkartılmış, çimler için çalışmalar başlamış. O zaman mutlu sona çok yaklaştığımızı anladık. Sanıyorduk ki zemini düzeltip üzerine çimen ekecekler. Biz hepimiz mühendis olsak mühendisler nasıl para kazanacak? Düşündüğümüz gibi olmadı elbet. Gözlerimizin önünde inanılmaz bir alt yapı ve drenaj çalışması yapıldı. Sahanın altına borular döşendi. Yalıtım malzemeleri kaplandı. Bir çok ne olduğunu anlayamadığımız ama hayranlıkla izlediğimiz alt yapı çalışmaları yapıldı. Belli ki bu saha her hava şartında yemyeşil kalacaktı. Oysa biz seksenli yılların başında sahaya kar beyaz forma ile çıkıp kahverengi formayla oyunu tamamlayan bir Beşiktaş izlemiştik. Zaman nasıl da değişmişti.


Sabırsızlıkla izledik yapılanları. Günü geldi nihayet çimenleri sermeye başladılar ve sayın başkanımız Fikret Orman beklenen açıklamayı yaptı. Beşiktaş,  ligin 2015- 2016 sezonu yirmi sekizinci haftasında Bursaspor'u misafir ederek mabedini açacaktı. Çalışmalar hızlandı. Saha zemini alt yapı çalışması sonrası düzeltildi ve nihayet çimler serilmeye başlandı. O yemyeşil güzel çimenlerin serildiğini görmek bizleri çok mutlu etmişti. 'Bu son aşama' diye düşündük. Artık bitiyordu. Hayır bitmiyordu. Hibrit çim diye bir uygulamadan daha önce de söz edildiğini, hatta Beşiktaş'ın antrenman sahasına uygulandığını duymuştuk. Peki neydi bu Hibrit çim? Biraz araştırdık ve doğal çim ile yapay çimin bir arada kullanılması uygulaması olduğunu gördük. İki vagonlu uzay aracı ve tren arası tuhaf bir cihaz geldi sahaya. İnanılmaz yavaş ilerleyerek sahayı gezmeye başladı. Meğerse doğal çimenlerin arasına yapay çim ekiyormuş meret. Olaya bak sen. Bu uygulamayla uzun zaman sağlıklı kalan bir saha elde ediliyormuş. Biz de diyoruz ki beyaz forma çamur olur mu eskisi gibi filan. Çamur mu kalmış? Çimenler sararmıyor yahu! Sonunda o çalışmanında neredeyse sonuna gelindi. Ben bu yazıyı yazarken, stadyumun son detayları üzerinde hızla çalışılıyor malum açılışa günler kaldı. Kara kartal mabedine kavuşuyor. Tabi sadece kara kartal değil ona aşk ile bağlı olan bizler de kavuşuyor. Nice zaferler, nice güzel günler yaşamak için evimize taşınıyoruz. İstanbul boğazının incisi, gelin duvağı gibi çatısıyla görücüye çıkıyor. Yeni stadyum bütün Beşiktaşlılara hayırlı olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder